İlk kez 1994 yılında variköz venlerin tedavisinde kullanılmaya başlanan köpükle varis tedavisi;  geliştirilen uygulama teknikleri ve başarılı sonuçlarının uzun dönem klinik araştırmalar sonucunda ortaya konması ile  günümüzde etkin tedavi yöntemi olmuştur.

kopukle-varis-tedavisi

Skleroterapide kullandığımız ilacın (Polidocanaol) enjektörler içinde belirli oranda hava ile karıştırılması ile elde edilen köpük variköz ven içine enjekte edilerek uygulanır. Köpük sklerozan varisli damar içinde kan ile yer değiştirir ve bu sayede damar duvarı ile direkt temas eder. Bu da ilacın etkinliğini ve tedavi başarısını arttırır. İyi hazırlanmış köpük salep gibi koyu kıvamlı olur, kullanılan ilaç düşük konsantrasyonlu ise daha az kıvamlı olur. Klasik skleroterapide ise sıvı sklerozan ilaç damar duvarı ile temas etmeden önce kan ile seyrelir ve ilacın konsantrasyonu yarıya azalarak yararlanımı azaltır.

Veinlight adı verilen fiberoptik teknoloji ile çalışan cihazların yardımıyla  deri altındaki normal şartlarda iyi görülemeyen varislerin ve tedavi sonrası nükslere yol açabilen gizli varislerin tespit tespit edilerek köpük skleroterapisinin yapılması ile daha yüksek tedavi başarıları elde edilmeye başlanmıştır.

Yine köpük varis tedavisi; Termal yani yüksek ısının damar endoeteline uygulanması esası ile etki eden endo-venöz radyo-frekens  ya da lazer yöntemleri ile kıyaslanınca 1 mm ve üzeri her variköz vene herhangi bir anestezi (lokal, tümesan, spinal ya da genel) uygulanmasına gerek kalmadan,  hastalarımız tarafından çok hafif, sivrisinek sokma ağrısı olarak tanımlanan bir yakınma ile rahatça uygulanabilir. Bunları anlatırken yaklaşık bir asırdır uygulanan hastalıklı varisli venlerin cerrahi kesiler yapılarak çıkarılması operasyonlarının artık günümüz modern varis tedavisinde bir yeri olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz.

Köpük skleroterapi ile 2,5 cm ye kadar genişlemiş venleri birkaç dakikalık bir prosedürle rahatlıkla yok edebiliriz.  Hasta günlük aktivitelerinden ve işinden geri kalmaz, kalan kılcal varisler için yapılacak transkutan (cilt üstü) radyofrekans ya da lazer uygulamaları ile çok iyi kozmetik sonuçlar elde edilmektedir. Bu şekilde kombine tedaviler uygulanarak tüm variköz venler yok edildiğinden nüks etme oranları da diğer yöntemlere nazaran daha düşük olmaktadır. İleride varis hastalarında daha önce varis oluşmasına yol açan risk faktörlerinin tedavi sonrasında devam etmesine bağlı olarak farklı bölgelerde oluşabilecek varisler de tekrar kolay şekilde bu yöntemler ile tedavi edilebilir.

Yorum yapılmamış